|
Alternatif Hikayeler
|
|
|
|
Cehenneme Uyanış
1956 yılı… -Uyan!
ABURA! UYAN! Gitmeliyiz!! Sımsıcak hava ve anlamsızlıkların temsili resmi gökyüzü ile gözlerini açtı. Yanında tanımadığı silüetler vardı. Göğsü tamamiyle açılmıştı, vücudunun tamamı kanlar içerisindeydi. Hala nefes alıp vermesinin anlamsızlığını düşünürken konuştuğu “şeyin” kendini 4 noktadan kavradığnı hissetti. Acısı, etraftan gelen sesler ve tüm bunları adeta yok sayan yaşama umudu ile ileri atılmaya çalıştı. Herşey o kadar bulanıktıki! Az sonra silüetlerin sayısı altıya çıktı. -Biran
önce yol almalıyız. Hiç durmadan doğuya devam edersek
kargaşa içerisinde hedefimize ulaşabiliriz. Ne olduklarını anlamadıkları silüetler onu büyük bir hızla havanın daha da sıcak hatta ciğerleri yakacak derecelere yaklaştığı bir yere doğru götürüyorlardı. Nerede olduğunu, kim olduğunu, neden bu halde olduğunu ve daha fazlasını hatırlamak zorundaydı. -Hey!
İşaretli alandayız!
-(Abura) ARGGGHHHHHHHHHHHHHHAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA Çarpmanın etkisiyle mahvolmuş bir binanın içinden 2 kadın ve bir çocuk çıkarıldı. Korkuları öyle hadlerdeydi ki, küçücük kızın gözbebekleri büyümüş, korku çığlıkları yüzünden elmacık kemikleri derisini aşındırmıştı. Yaklaşmalarını emretti grubun komutanı. 2 korumanın arkalarından itelemeleri ile yerde yatan adama doğru yaklaştırıldılar. -Hadi bakalım, kalk şimdi ayağa. Vakit ispat vaktidir! Yerde öylece yatıyor ve sıfır durumuna yaklaşıyordu. Hissiyat ve endişe artık anlamsızdı. Tamamiyle tepkisizdi.
-Efendim çok fazla zaman kaybettik. İnsanlar daha az
etkilenmiş bölgelerden takviye kuvvet göndereceklerdir.
Kullarımızın bizlere ilettikleri bilgiler doğrultusunda
hareket etmeliyiz! Emri öncesinden beklercesine, öylesine muhteşe bir hızla gerçekleştirdi ki, küçücük kız ne olduğunu bile anlamadı. -(Akiron) SHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH, grhhhhhh Sadece bir andı tüm olanlar, küçücük gözlerde korku kalmamıştı artık. Cansız, başsız bedeni yerde yatan adamın önüne doğru düştü. Biran gözgöze geldiler ve O, gözlerden ötesini gördü o an. Çarpışmadan hemen önce, kargaşa anında birini beklediğini hatırladı. Kaygısız bir şekilde, Eminönü sahilinde, ilgi duyduğu birini bekliyordu. Onu çok uzun zamandır bekliyordu. Yıllardır belkide.. Gözleri.. Gözleri onu andırıyordu. O daha büyüktü. Yüzüstü uzanık pozisyonda ellerini asfalta yasladı. Başını biraz daha ileri kaldırıp, küçük kızın cansız bedenini ve ayrık başını süzdü. Pembe elbisesi ve pileli eteğindeki rüzgarı yüzünde hissetti. Karşısındaki 2 kadın bir anda feryatlar atmaya başladı.
-Canaaaaannnnnnnnnnnnnn, Canan’ımmmmmmmmmmmmm Akiron daha konuşmasının sonuna bile gelmeden, mızrağını tekrar yerinden kaldırdı ve bağıran, feryatlarla haykıran kadınlara döndü. Ölüm kesinkinliği ikisininde üstündeydi artık. Yerdeki adam, o feryatla ikinci bir şok dalgasını hissetti. Canan, bu o değildi. Beklediğini andırıyordu ama değildi. Hem daha çok gençti. Hatta genç bile denemezdi, o daha bir çocuktu. Olayın idrakına varmaya çalışırken artık yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu anladı. Kalp atışları? Bu şekilde yüzüstü yatmasına rağmen hiçbirşey hissetmiyordu! Bulunduğu yer daha birkaç saniye öncesine kadar cehennem kadar sıcakken artık üşüyordu. Soğuk esiyordu sanki. Öne eğik başını tekrar ileri uzattığında, güneştende parlak bir mızrak tam önünden geçiyordu. Nereye gittiği umurunda bile değildi. Mızrak kaybolduğunda yüzüne doğru esen rüzgarda uçuşan ateş parçacıklarını gördü. O’na doğru geliyorlardı. Üzerinde bulunduğu asfaltı hissetmiyordu. Tek umurunda olan şey, tek umursadığı şey buydu. Ateş parçacıkları. Onları hissedebiliyordu ve bu his onu durdurulamaz bir biçimde sarıyordu. Heyecanlanmaya başladı, öyleki sanki bütün evrenle tek parça olmak ister gibiydi. Bu hissi daha da fazla istiyordu, bilmediği birşeyler ona dokunmaya başladı, ellerine, yüzüne, sırtına, ensesine, saçlarının arasına! Sanki biryer arıyor gibiydiler. O anda farketti! Biranda tüm gücünü kollarına vererek göğsünü yukarı doğru kaldırdı! Havadaki tüm ateş parçacıkları göğsüne doğru ilerliyordu! Yoktan varolan parçacıklar o kadar hızlı ilerliyorduki! Mızrağını hızla 2 kadına doğru sallayan Akiron biranda irkildi. Sol tarafında devasa bir ışık vardı, ölümüne sıcaktı! O alandakilerin hissettiği son şey bu sıcaklık oldu. O,
birşeylerin farkına varmıştı… |